☺.::.CHOLETTURC.::.☺
  Psikolojik Danisman
(Conseillère psychologique)
 

Psk. Dan. Zeliha ÖZÜTÜRK


Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Eğitimde Psikolojik Hizmetler bölümünden 1993 yılında mezun oldu. 1995 yılı Ocak ayında çalışmaya başlayan Öztürk,. bugüne kadar sırasıyla, Giresun  Tirebolu İlçesi Eymür Kasabası İ.Ö.O., Giresun Tirebolu Kız Meslek Lisesi, Giresun Tirebolu Cumhuriyet İ.Ö.O.'nda çalıştı. 1999 yılı Eylül ayından itibaren Ankara Altındağ Anafartalar Anadolu Ticaret ve Ticaret Meslek Lisesi'nde çalıştı. 2000-2001 Eğitim-öğretim yılında Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığı Devlet Memurları Yabancı Diller Eğitim Merkezi'nde, Fransızca dil eğitimi aldı ve Fransızca bölümü birincisi seçildi. Milli Eğitim Bakanlığı UNICEF ortak projesi olan Psikososyal Okul Projesi kapsamında; Ankara İl Kriz Müdahale Ekibi üyesi, 2002-2003 Eğitim-öğretim yılında Ankara Altındağ İlçesi Mobil Ekibi üyesi oldu.  Ankara Altındağ İlçe Koordinatörü olarak Rehberlik Araştırma Merkezinde çalıştı.

Aşağıdaki alanlarda formatörlük ve mesleki gelişim eğitimi almıştır.

- Rehberlik Anlayışı Kazandırma,

- İletişim Becerileri Eğitimi

-Yaratıcı Drama Eğitimi,

-Sınıf Yönetimi,

-Temel Önleme, Öğrenmeyi öğrenme,

Ayrıca WİSC-R kullanıcısıdır.

ETKİLİ ANNE- BABA TUTUMLARI

ÇOCUKLARIMIZLA ARAMIZ NASIL?

Eski zamanların birinde Hintli bir ressam varmış. Bu çok değerli ve yetenekli ressamın artık çıraklıktan çıkacak denli ustalaşmış bir öğrencisi varmış. Bir gün bu çırak, çok güzel bir resim yapmış. Ustası resme uzun uzun bakmış ve öğrencisinden bu resmin tıpatıp aynısını bir kez daha yapmasını istemiş. Öğrencisi çok şaşırmış ama resmi de yaparak getirmiş. Usta ressam öğrencisine “ şimdi bu resmi al götür , şehrin meydanına bırak, yanına bir kırmızı kalem koy ve bir tabelaya ; bu resimdeki yanlışları kırmızı kalemle düzeltin, diye yaz ve birkaç gün sonra resmini bana getir” demiş. Öğrencisi de resmi almış götürmüş şehir merkezine koymuş, yanına bir tabelaya ustasının söylediklerini yazmış, kırmızı kalemi de yanına koymuş.  

Aradan birkaç gün geçince genç ressam şehir meydanına resmini almaya gitmiş. Bir de ne görsün, resmin her tarafı kırmızı işaretlerle dolmuş ! Resminin hiç beğenilmediğini ve asla iyi bir ressam olmayacağını düşünerek çok üzülmüş. Umutsuz bir şekilde almış kıpkırmızı olmuş resmini ve ustasının yanına gitmiş.  Ustası kırmızı işaretlerle dolmuş resme bakmış ve hiçbir şey dememiş. Aynı resmi yeniden yapmasını ve yine birkaç gün meydana bırakmasını söylemiş. Ustası “ancak bu defa resmin yanına boyalar ve palet koyacaksın ve bir tabelaya ; bu resimde yanlış bulduğunuz yerleri boyalarla düzeltin , diye yazacaksın “ demiş. Genç ressam ustasının dediklerini yapmış.

Birkaç gün sonra korkuyla meydana resmini almaya gitmiş. Bir de bakmış ki resmi olduğu gibi duruyor. Sevinçle resmi alıp ustasının yanına gitmiş. Usta ressam resmi gördükten sonra heyecanla bekleyen genç ressama dönerek “ bir işte hata bulmak, insanları eleştirmek, hataları kırmızıya boyamak kolaydır  ama o hataların nasıl düzeltilebileceğini bilmek zordur” demiş.

Şimdi elimizden kırmızı kalemlerimizi bırakıp, çocuklarımız ile beraber daha güzel resimler yapmak için tuval başına geçme zamanı....

Aile kurumu insanlık tarihiyle aynı yaştadır. İlkel –komünal toplumdan günümüze kadar belli değişikliklere maruz kalmakla beraber, aile kurumu toplum yaşamında sistem olarak hep yerini korumuştur. Bu kurumun işleyişini kısaca şöyle  açıklayabiliriz

AİLE YAŞAM DÖNGÜSÜ

EŞ OLMA- Yeni bir sisteme bağlanma

ANNE BABA OLMAK- Yeni üyeyi aile içine katmak

ÇOCUKLARIN BÜYÜMESİ-Bakım verme

ERGENLİK- Sınırların esnekliğinin değişmesi

ÇOCUKLARIN AYRILIĞI-Gitmesine izin verebilme

GEÇ DÖNEM- Nesiller arası rol değişikliğinin kabul edilmesi  

Her dönemde yapılması gereken görevler bulunmaktadır. Bu görevler beraberinde  birçok sorunu da getirmektedir. Bu sorunlarla boğuşurken istemeden bazı yanlış tutumlar sergileyebiliyoruz. Şimdi biraz bunlara bakalım.        

YAYGIN ANNE-BABA TUTUMLARI

Anne-babaların çocuklarına karşı takındıkları tutumları inceleyecek olursak;

Aşırı Koruma : Anne-babanın aşırı koruması, çocuğa gerektiğinden fazla kontrol ve özen göstermesi anlamına gelir. Bunun sonucu, çocuk diğer kimselere aşırı bağımlı, kendine güveni olmayan , duygusal kırıklıkları olan bir kişi olabilir. Çocuğun yaşamı boyunca sürebilen bu bağımlılık, psiko-sosyal olgunluğu olumsuz açıdan etkiler ve çocuğun kendi kendisine yetmesine olanak vermez.

Aşırı Hoşgörü Ve Düşkünlük : Aşırı hoşgörü ve düşkünlük çocuğu bencil yapar. O, daima diğerlerinin dikkatini çekmeyi ve kendisine hizmet edilmesini ister.  Böyle çocuklar, ev içinde ve dışında çok zayıf bir sosyal uyum gösterirler.

Reddetme : Reddetme bir anlamda çocuğun sağlık hizmetlerini aksatarak ona düşmanca duygular beslemek olarak tanımlanabilir. Bu ortamdaki çocuk, yardım etme duygusundan uzak , sinirli,duygusal iniş çıkışları olan, başkalarına, özellikle kendisinden küçük ve zayıf olanlara karşı düşmanca duygulara sahip bir birey olabilir.

Baskı Altında Bulundurma : Anne ve babadan birisi ya da her ikisinin baskısının altında olan çocuk nazik, dürüst ve dikkatli olmasına karşın , çekingen, başkasının etkisinde kolay kalabilen , aşırı hassas bir yapıya sahip olabilir. Baskı altında büyüyen çocuklarda , genellikle isyankar tutumlarla birlikte aşağılık duygusu gelişebilir.

Çocuklara Boyun Eğme : Evde çocukların egemenliği hakimdir. Bu tür ailelerde çocuklar anne-babalarına hükmeder ve saygı göstermezler. Bu çocuklar yalnız anne-babalarıyla yetinmeyip , zamanla başka kimselere de egemen olmanın yollarını arayan birer birey haline dönüşürler.

Çocuk Ayırma : Bazı anne-babaların bütün çocuklarını aynı düzeyde sevdiklerini söylemelerine karşın bazı çocuklarını daha çok sevdikleri gözlenmiştir. Böyle durumlarda anne-babalar sevdikleri çocukları diğerlerinden ayırarak onları korurlar. Aşırı sevgi gören bu çocuklar daha çok anne-babalarıyla vakit geçirdikleri için akranlarıyla olan ilişkilerinde saldırgan ve baskılı bir görünüm içindedirler .

Gelin olumsuz anne-baba tutumlarına farklı bir açıdan tekrar bakalım :

     ·        Aşırı sevgi ve etkili anne baba tutumları

·        Aşırı sevgi ve sıkı eğitim

·        Yetersiz sevgi ve aşırı disiplin

·        Gevşek eğitim ve yetersiz sevgi

AŞIRI SEVGİ VE ETKİLİ ANNE BABA TUTUMLARI:

Bu tutumu gösteren ailelerde sevgi, çocuğa şımartılacak derecede çok verilir ve disiplin yok denecek kadar azdır. Çocuktan çok az şey beklenir. Bu tarz yetiştirilen çocuklar genellikle erişkinlik yaşamlarında sorumluluk taşımayan, hep alıcı bireyler olarak karşımıza çıkar. Burada verilen sevgi, aşırı vericilik ve aşırı koruyuculuk biçimindedir. Disiplin tarzları ise yalancı bir hoşgörü biçiminde görünürse de aslında ailenin güçsüzlüğünün ve yetersizliğinin bir sonucudur. Çocuk ne kadar büyümüş olursa olsun, aile ona ilk yıllarda olduğu gibi daima vermeye ve korumaya eğilimlidir. Böyle çocukların ileride, doyumsuz ve bencil olma olasılığı fazladır. Eğer aile varlıklı ise çocuğu bir süre daha doyurulabilir; çocuk dayanaksız ve doyumsuz kaldığında ise alkol, kumar ve madde kullanımına başlama olasılığı artar.

Bazı anne-babalar otorite olmayı öğrenememişlerdir; bunlar çocuklarına gerekli sınırlamaları koyamazlar. Bir kısım anne-baba ise katı baskı altında yetişmişlerdir. Kendi yaşamadıklarını çocuklarına yaşatmak isterler ve dolaylı olarak doyum sağlamaya çalışırlar. Ne var ki, sınırların katı ve dar olması kadar iyi çizilmemesi de çocuğun gerekli rehberlikten yoksun kalmasına neden olur. Bu gibi çocuklarda başkaldırıcı ve toplumdışı davranışlar daha sık gözlenir.

 

 

AŞIRI SEVGİ VE SIKI EĞİTİM:

Burada sevgi, aynı birinci tutumda olduğu gibi aşırı verici ve koruyucu bir davranışla sunulmaktadır . Ancak çocuğa bir bebek gibi bakıldığı halde, kendisinden beklenenler çoktur. Hiçbir şey esirgenmez; özel dersler  aldırılır, çeşitli olanaklar sağlanır. Buna karşılık çocuktan ileri düzeyde başarı beklenir. Bu tutumla yetiştirilen çocukların nevrotik olma olasılıkları çok yüksektir. Bu beklenti, sevgi ile beraber sunulduğundan çoğunlukla çocuklar tarafından kolay benimsenir ve benliğe sindirilir. Bazen çocuk bu özellikleri  çok  sindirmiştir ve kendisini aşırı derecede kontrol eder; böylece acımasız bir üstbenliğe sahip erişkin olarak yetişir.

YETERSİZ SEVGİ VE AŞIRI DİSİPLİN

 

Sıkı eğitim vardır ve disiplin genellikle aşırı cezalarla uygulanır; en küçük şeyde cezalandırma (dayak, şiddet) yoluna gidilir.Çocuk çoğunlukla aşağılanır ve horlanır. Böyle yetiştirilen çocuklarda saldırgan ve antisosyal davranışlara eğilim artar. Bu tür ailelerde büyüyen çocuklar, karşı çıkma ve saldırganlık gibi yollarla kendilerini kabul ettirmek isterler ve kendi iç dünyalarını açıklamakta zorlanırlar.

GEVŞEK EĞİTİM VE YETERSİZ SEVGİ

Bu durum yoksul ve kalabalık ailelerde gözlenir. Çocuğa düşen sevgi ve ilgi payı azdır. Çocuğun eğitimi de yetersizdir . Böyle çocuklar "saldım çayıra, mevlam kayıra” anlayışı ile yetişir. Çocuk, kendi yolunu bulmaya çalışır. Böyle çocuklar pasif ve donukturlar. Bu tutumda da disiplinsizlik söz konusudur, ancak disiplinsizliğin buradaki nedeni sorumsuzluk ve ilgisizliktir. Sevginin yetersiz oluşu aşırı iticiliğe neden olur. Çocuk yeterli sevgi ve bakım görmez. Hazır olmadığı çağlarda bağımsızlığa zorlanır; bir an önce kendi kendisine yetmesi ve kendisine bakması beklenir.

 Peki bu tabloyu tersine çevirmek mümkün müdür? Gelin biraz da bunun üzerinde duralım :

ETKİLİ ANNE-BABA TUTUMLARI

On beş yaşındaki oğlumu artık hiç etkileyemiyorum.

Onunla uğraşmaktan artık vazgeçtim.

Nereye gittiğini, ne yaptığını anlatmıyor. Ona neredeydin diyorum; beni ilgilendirmediğini söylüyor.

Bizimle konuşmuyor. Biz konuşmaya çalışınca; “rahat bırakın beni” diye çıkışıyor.

Neden bu kadar çok sayıda genç anne-babalarını “düşman” olarak görmeye başlıyor?

Neden bugün evlerde kuşaklar arası ayrılık bu denli yaygın?

Neden toplumumuzdaki anne-babalar ve çocuklar kelimenin tam anlamıyla birbiriyle savaşıyorlar? Ne yapmamız gerekiyor?

·        İletişim ve sevgi

·        Disiplin

İLETİŞİM VE SEVGİ

İletişim, en genel anlamıyla iki birim arasındaki bilinçli veya bilinçsiz bilgi, duygu ya da düşünce alışveriş süreci olarak tanımlanır.

Kişiler arası ilişkilerde iletişim kavramı, genellikle istenen ve olumlu olan bir çağrışım yapar. Peki kişiler arası iletişim her zaman gerçekten olumlu mudur? İki kişinin sokakta kavga etmesi de bir anlamda kişiler arası iletişime örnektir. Çünkü iki birim arasında en azından bir duygu ve düşünce alış verişi vardır. Ancak kişiler arasındaki iletişimin olumlu, sağlıklı, etkili olabilmesi için bazı temel ilkelere ihtiyaç vardır.

İletişim sürecinde bilgi, duygu ve düşünceler sözel olarak iletilebileceği gibi daha zor kontrol edebildiğimiz yüz ifadesi, vücut-el-kol duruşu ve kullanımı , araya koyduğumuz mesafe ,kıyafet-aksesuar, mekanı kullanma, dokunma, bakış ile sözsüz olarak da iletilebilir.

İLETİŞİMİN TEMEL KURALLARI

Konuşulanları yarıda kesmeyin.

Kişiler hakkında yorum yapmayın.

Dinlerken başka şeyler yapmayın.

Savunmaya geçmeyin; sadece dinleyin.

Yargılamayın ve eleştirmeyin.

Birisi ağlamaya başladığında tedirgin olmayın.

Çok fazla konuşmayın.

Anlatılanlara gülmeyin; insanları utandırmayın.

Saldırgan tavırlar takınmayın.

Duygularınızı gizlemeye çalışmayın.

Zıtlaşmayın ve tartışmayın.

Gerçekçi  önerilerde bulunun.

Daha iyi anlamak için sorular sorun.

Dikkatli bir şekilde dinleyin ve dinlediğinizi davranışlarınızla belli edin.

Empatik, sabırlı ve kabul edici olun.

Yumuşak bir sesle ve acele etmeden konuşun.

Yeri ve zamanı uygun olduğunda şaka yapın.

Göz teması kurun.

Açık uçlu sorular sorun.

Basit ve anlaşılır bir dil kullanın.

NEDEN DİNLEMİYORUZ

·        Eğer karşımızdakinin ne söyleyeceğini biliyorsak (bildiğimizi zannedersek) dinlemeyiz.

·        Hoşuma gitmeyen bir şeyi duymak istemediğimiz için dinlemeyiz.

·        Hoşlanmadığımız bir insanın söylediklerini dinlemekte zorlanırız.

·        Karşımızdaki daha sözüne başlar başlamaz cevap hazırlamaya başladığımız için dinlemeyiz.

DAHA İYİ NASIL DİNLERİZ

·        Konuşurken dinleyemezsiniz, konuşmayı kesin ve dinlemeye istekli olduğunuzu gösterin.

·        Kendinizi konuşanın yerine koyun. Onun bakış açısını ,tutumlarını, değerlerini ve yaşını göz önüne alarak anlamaya çalışın.

·        Onu daha iyi anlamak için sorular sorun.

·        Dikkatinizi konuşulana verip duygularınızı kontrol etmeye çalışın.

SEN-BEN DİLİ

DİSİPLİN

     Çocukların gösterdiği uyum ve davranış sorunlarının nedenlerinden birisi de ana babalarının onlara uygun sınırlar koymamalarıdır. Bazı ailelerde disiplin yok gibidir. Çocuğun tüm davranışları hoşgörüyle karşılanır. “Çocuktur yapar”, “O daha çok küçük yüklenmeyelim” düşünceleriyle çocuğa sınırsız haklar tanınır. Çocuk istenmeyen bir şey yaptığında ana baba yumuşak bir şekilde “Yapma” mesajı verir, defalarca aynı mesajı tekrarladıktan sonra ikna edici nedenler ve açıklamalarda bulunulur. Bu arada çocuk istediği şeyi yapmaya devam etmektedir.

          

 Bazı evlerde ise disiplin vardır ancak ne zaman, nerede uygulanacağı belirsizdir. Anne babanın tutumu aşırı hoşgörü ile sert cezalandırmalar arasında gidip gelmektedir. Normalde izin verilmeyen bir davranış, anne babanın uğraşacak zamanı olmadığında ya da keyifleri yerinde olduğunda görmezlikten gelinir. Çocuk nerede durması gerektiğini bilemez. Davranışlarını “Ne zaman yaparsam cezadan kurtulurum” sorusuna göre ayarlar.    

Tutarsız yaklaşım içinde annelerin sık başvurduğu yollardan birisi de acındırma yoludur. “Beni çok üzüyorsun”, “Beni seviyorsan yapma” diyerek çocuğun söz dinlemesini sağlamaya çalışırlar. Bu yöntemde çocuk endişelenir ama yine söz dinlemez hatta daha da hırçın davranır.

Babaya şikayet etmek, babanın öfkesiyle korkutmak da diğer bir tutarsız yaklaşım örneğidir. Akşam baba eve gelince önce çocukların bütün gün yaptıkları anlatılır daha sonra “Bu seferlik affet bir daha yapmayacak denilerek babayla çocukların  arasına girilir. Çocuk uyarıların uygulanmayacağını öğrenir, ertesi gün aynı senaryo tekrarlanır.

Uygulanması sakıncalı olan ama ana babaların sık başvurduğu yöntemlerden birisi de çocuğa küsmektir. “Küstüm sana, artık senin annen olmayacağım” gibi  çocuğu yola getirmeye çalışılır.Çocuk tedirgin olur ve annenin kendisiyle barışması için elinden geleni yapar. Sonunda zaten vicdanı rahat olmayan anne hiçbir şey olmamış gibi barışır.

Disiplin, bir eğitim aracı olarak düşünüldüğünde korkutma, utandırma, gururunu kırma gibi kavramlarla iç içe olmamalıdır. Disiplinin iki temel amacı vardır; Birincisi, çocuğa anlaşılır, kesin ve sınırları olan, güvenli bir ortam sunmaktır. Bu ortam çocuğun sağlıklı gelişimi için gereklidir.İkinci  amacı ise, çocuğun kendi kendini yönetme yeteneği kazanmasıdır. 

 Disiplin, yaşamın bir parçası olarak görülmeli, “sorunları önceden önlemek için neler yapmamız gerekiyor” sorusuna yanıt aranmalıdır.

DİSİPLİN İÇİN ÖNEMLİ İLKELER

·        Tutarlılık disiplin için en önemli ilkelerden biridir. 

·        Ana babanın sözbirliği ve işbirliği yapması disiplin için gereklidir.

·        Ana baba davranışlarıyla çocuğa örnek olduğunu unutmamalıdır. Anne baba öğrettikleri kuralları kendilerinin de sergiliyor olması gerekir.

·        Çocuklar ana babaların birbirilerine nasıl davrandıklarını gözlemlerler. Eşini sürekli eleştiren bir babanın yanında çocuğun kardeşine olumlu ve saygılı davranması beklenemez.

·        Bütün bunların dışında, anne-babanın kendi çocukluk yıllarındaki deneyimleri, şimdiki tutumlarında etkili olabilir. 

·        Aile içinde eşler arasındaki ilişki, çocuklara karşı takınılan tavrı etkileyen bir başka önemli faktördür.

O HALDE ÖZETLERSEK:

SAĞLIKLI TUTUM:

Ailenin çocuğa karşı tutumunun iki temel ögesi vardır;

1. İletişim ve Sevgi

2. Disiplin

Kuramsal olarak en olumlu tutum, temel gereksinimleri en uygun biçimde karşılayan, kişide kendi kendisini doyurabilme yetisi geliştiren, iki temel ögeyi en sağlıklı biçimde ve oranda içinde bulunduran tutumdur 

YAŞAYARAK ÖĞRENME

Bir çocuk kınanırsa her zaman

O da yapamaz başkalarını ayıplamadan.

Ve düşmanlık görürse durmadan

Kaçamaz hiçbir zaman kavgadan.

Onunla edilirse alay

Utancı öğrenir en kolay.

Ve utançla yaşarsa eğer

Suçlamayı kendisine iş eder.

Hoşgörü esirgenmezse ondan

Sabrı da öğrenir bir yandan.

Ve verilirse ona cesaret

Nedir,öğrenir kendine güvenmek.

Övgüyle,ödüle layık görülürse çocuk

Hep almayı değil, vermeyi de öğrenir çabuk.

Ve güven duyulmuşsa kendisine

O da kulak verecektir dostluğun sesine

Bir çocuk başkalarından görürse beğeni

Bilir kendisinin de sevmesi gerektiğini.

Ve ilgi ,dostluk görürse eğer

Sevgiyi, sevgiyle yürekten sezer.

Dünya ile arkadaşlık kurmakta

Kalmaz korkusu...

DOROTHY LAW NOLTE’ den dilimize uyarlayanlar

Bahar Akıngüç-M.Turan Tekdoğan

Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,

Onlar kendi yolunu izleyen Hayat’ın oğulları ve kızları

Sizin aracılığınız ile geldiler ama sizden gelmediler

Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller

Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.

Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.

Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.

Çünkü ruhları yarındadır,

Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.

 

   
 
=> Veux-tu aussi créer une site gratuit ? Alors clique ici ! <=
SiteEkle.Web.Tr Bölgeler ve Şehirler ..logo-technitoit